Yerevan Kent Müzesi ve Eski Sovyet Arşivleri’nden çıkan belgeler, bugün prestijli Charles Aznavour Meydanı olarak bilinen modern alanın üzerindeki Şii-İslam mirasını, feda edilen tarihi kiliseleri ile Yerevan'ın geçirdiği köklü kentsel dönüşüm sürecini belgeliyor. Şehirlerin hafızası, geçirdikleri idari ve ideolojik dönüşümlerle zaman içinde silinmez izler bırakır. Bugün Yerevan’ın en canlı merkezlerinden biri sayılan Abovyan Caddesi 16 numara, kentsel bellek ve mimari dönüşüm açısından büyüleyici bir hikâyeye ev sahipliği yapıyor. Arşivlerde korunan 1920 ve 1930’lu yıllara ait resmi kayıtlar, Charles Aznavour Meydanı’nın bugünkü modern çehresinin, aslında kentin geçmişteki çok katmanlı kültürel dokusunun üzerine kurulduğunu fısıldıyor. Yerevan’da bir Safevi eseri: Zal Han Camii Eski resmi belgeler ve seyahat kayıtları; derin nişleri, mukarnaslı (üç boyutlu geometrik bir bezeme) işçiliği ve dairesel kemer mimarisiyle dikkat çeken görkemli bir taç kapıyı tarif eder. Bahsedilen bu anıtsal giriş, Yerevan’ın 1679 yılındaki büyük depreminin ardından şehrin yeniden imarı kapsamında, Safevi İmparatorluğu döneminde inşa edilen Zal Han Camii külliyesine aittir. Farsça orijinal ismiyle Masjed-e Zal Khan (مسجد زال‌خان) olarak tescillenen yapı, uzun yıllar boyunca bir Oniki İmam Şiiliği ibadethanesi olarak hizmet vermişti. Dönemin geleneksel tarzını yansıtan bu Şii külliyesi; tek kubbesi, etrafını saran iki katlı medrese odaları ve revaklı iç avlusuyla eski Yerevan’ın Şahar (Şehir) mahallesindeki en önemli sosyal ve dini merkezlerden biriydi. 20. yüzyılın başlarında caminin yakınındaki sokağa "Mechetsky" (Cami Sokağı) denmekteydi ve minaresiz olan caminin kubbesi renkli kil kiremitlerle kaplıydı. Ancak 1920’li yıllarda başlayan Sovyet dönemi, kentin bu tarihi dokusunda geri dönüşü olmayan bir değişimin fitilini ateşledi. Aktif bir ibadethane olarak 1920'li yılların ortalarına kadar varlığını sürdüren cami, o döneme kadar Yerevan'da yaşayan İranlı tüccarlar ve bölgenin yerel Müslüman topluluklarından oluşan heterojen bir cemaati ağırlıyordu. 1920’lerin sonundan itibaren seküler kent planlaması gereği cami olarak kullanımı sonlandırılan bu tarihi külliye, bir süre sergi salonu olarak değerlendirildi, 1958 yılına gelindiğinde ise tamamen yıkılarak kentin çok kültürlü mirasından silindi. Kentsel dönüşüm ve çift taraflı yıkım Meydanda gerçekleşen bu köklü düzenlemeler, mimari bir zorunluluktan ziyade, Sovyet döneminin seküler kent politikaları ve eski inançların izlerini silmeyi amaçlayan idari kararları doğrultusunda "çift taraflı bir yıkım" olarak yürütüldü. Meydanın bir kanadında Zal Han Camii yok edilirken, tam karşı aksında kentin en eski Hıristiyan miraslarından biri feda ediliyordu. 1930’lu yıllarda, Sovyet rejiminin yeni kültür merkezi olarak kurguladığı devasa Moskova Sineması (Kino Moskva) binasını inşa etmek amacıyla, geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan tarihi Surp Boğos-Bedros Kilisesi tamamen yıkıldı. Söz konusu sinema binası, 1891 Erzurum doğumlu mimar Diran Yerkanyan ve Kevorg Koçar tarafından tasarlanmıştı. Dönemin mimarları bu kadim kiliseyi korumak adına büyük bir çaba sarf etmiş ve uzun bir bürokratik mücadele vermiş olsalar da yıkımı engelleyemediler. Bugün o tarihi kiliseden geriye kalan iki adet duvar freski ve demir kapı, Yerevan Tarih Müzesi’nde muhafaza ediliyor. Ne var ki, kilisenin anıtsal demir kapısı, muazzam ağırlığı nedeniyle müzenin kapalı sergi salonlarından birine yerleştirilemediği için, bugün müzenin avlusunda, açık havada bu kentsel tasfiyenin dilsiz bir şahidi olarak bekliyor. Bu ideolojik dönüşüm dalgası meydanın sadece bu kısmıyla da sınırlı kalmadı. Aynı meydan aksında yer alan Çarlık dönemine ait Rus Ortodoks Kilisesi de tasfiyeden payını alarak 1930-1931 yıllarında tamamen ortadan kaldırıldı. Din karşıtı politikaların kurbanına dönüşen bu kilisenin yerinde günümüzde, yine Sovyet şehirciliğinin bir sembolü olarak yükselen Yerevan Stanislavski Devlet Rus Drama Tiyatrosu faaliyet gösteriyor Haçadur Abovyan Anıtı Eski arşiv fotoğraflarında meydanın odak noktasında, yüksek bir kaide üzerinde yer alan anıtsal bir heykel göze çarpar. Bu anıt, caddenin de isim babası olan, modern Ermeni edebiyatının kurucusu yazar ve aydın Haçadur Abovyan’ın 1933 yılında meydana yerleştirilen Yerevan’daki ilk heykelidir. Ancak meydanın geçirdiği dönüşüm dalgalarında bu heykel yerinden kaldırıldı ve günümüzde sergilenmekte olduğu Haçadur Abovyan Ev Müzesi’ne taşındı. Meydanın bugün Charles Aznavour Meydanı olarak anılması ise kentsel simge değişimlerinin son halkası oldu. Abovyan 16'nın bugünü Meydanda gerçekleştirilen düzenlemeler neticesinde, caminin ana hariminin (namaz kılınan ana kapalı alan) ardından medrese odaları da yıkılarak alan tamamen boşaltıldı. Bugün Charles Aznavour Meydanı’nda, Zal Han Camii’nin ana gövdesinin bulunduğu alanda tüm görkemli mimarisiyle Grand Hotel Yerevan yükseliyor. Otel binasının sol cephesinin zemin katına adeta dar bir niş gibi eklemlenen dikey giriş aksında ise 1950’li yıllarda mimar Rafael Israelyan tarafından tasarlanan Ermenistan Ressamlar Birliği binası yer alıyor. Meydanın bugünkü mimari yapısı incelendiğinde, Ressamlar Birliği binasının bu giriş holünün, üzerine inşa edildiği Zal Han Camii’nin eski tarihi taç kapısına atıfta bulunacak şekilde geniş ve dairesel bir kemer formunda tasarlandığı görülüyor. Döneme ait yıkım süreci arşiv fotoğrafları ile bugünün meydan karesi kronolojik olarak kıyaslandığında ise kentsel hafızanın en somut fiziksel kanıtı açığa çıkıyor. Otel binasının hemen sol yanı başında yükselen ve Ressamlar Birliği binasının inşasıyla mimari gövdesi ortadan kalkan Zal Han Camii’nin asıl büyük parçası, günümüzde hemen yandaki metal korkulukların ardında kalan o ağaçlık mekandır. Yıkım ekipleri tarihi taş yapıları ortadan kaldırsa da, külliyenin asırlık çınarlarla kaplı o meşhur tarihi iç avlusu ve medrese bahçesi, bugün hâlâ aynı coğrafi koordinatta yeşil bir kentsel boşluk olarak varlığını koruyor. Bazı arşiv kaynakları, cami hariminin (camilerin içerisinde cemaatin topluca namaz kıldığı ana ibadet alanı) bütünüyle yıkılmayıp yeniden inşa edilerek Ressamlar Birliği'nin salonu haline getirildiğini de aktarıyor. Milyonların geçip gittiği Charles Aznavour Meydanı; müze avlusundaki dilsiz kilise kapısı ve bu modern meydanın hemen yanı başında direnen asırlık cami bahçesiyle, Abovyan Caddesi’nden yükselen çok katmanlı kentsel mirasın silinmez izlerini barındırmaya devam ediyor.