Showing in English.
5 full-article translations/day — headlines & summaries always free. Create free account for 25/day
Güllistan Yarkın faces charges under Article 301 of the Turkish Penal Code for her thesis: Hearing postponed.
Güllistan Yarkın’ın tezine TCK 301 suçlaması: Duruşma ertelendi
The first hearing in the trial of sociologist Güllistan Yarkın, who is being prosecuted under Article 301 of the Turkish Penal Code for her doctoral thesis, was held today in Ankara.
Sosyolog Güllistan Yarkın’ın doktora tezi nedeniyle TCK 301 kapsamında yargılandığı davanın ilk duruşması bugün Ankara’da görüldü.
The indictment cites 29 passages as the basis for the charges, four of which relate to the Armenian Genocide and historical violence against Armenians.
İddianamede 29 pasaj suçlamaya dayanak gösterilirken, bunların dördü Ermeni Soykırımı ve Ermenilere yönelik tarihsel şiddetle ilgili.
The court decided to maintain the arrest warrant against Yarkın and adjourned the hearing until January 14, 2027.
Mahkeme, Yarkın hakkındaki yakalama emrinin devamına ve duruşmanın 14 Ocak 2027’ye ertelenmesine karar verdi.

The first hearing in the case against sociologist Güllistan Yarkın, filed under Article 301 of the Turkish Penal Code for her doctoral thesis in sociology completed at Binghamton University in 2017, was held today at the Ankara 92nd Criminal Court of First Instance.
Sosyolog Güllistan Yarkın’ın 2017 yılında Binghamton Üniversitesi’nde sosyoloji alanında tamamladığı doktora tezi nedeniyle hakkında TCK 301 kapsamında açılan davanın ilk duruşması, bugün Ankara 92.
During the hearing, the defendant's lawyers, Attorneys Jiyan Tosun and Jiyan Kaya, stated that their client was continuing her academic work abroad and requested acquittal and the lifting of the arrest warrant.
Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
The lawyers argued that the thesis was a scientific study and that filing a lawsuit under Article 301 violated freedom of expression and academic freedom.
Duruşmada sanık müdafileri Av.
The court ruled to maintain the arrest warrant against Yarkın, who is currently working as a visiting researcher at Hamburg University in Germany, to reconsider the decision if her address in Germany is provided, and adjourned the hearing to January 14, 2027.
Jiyan Tosun ve Av.
In the indictment prepared by the Ankara Chief Public Prosecutor's Office as part of the investigation initiated upon a complaint from the Interuniversity Council Presidency, the statements that are the subject of the accusation include Yarkın's academic analyses on the Armenian Genocide and its denial.
Jiyan Kaya, müvekkillerinin yurt dışında akademik çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek beraat ve yakalama kararının kaldırılmasını talep etti.
The use of the term "Armenian Genocide" was also cited as a reason.
Avukatlar tezin bilimsel bir çalışma olduğunu ve TCK 301 kapsamında dava açılmasının ifade ve akademik özgürlüğü ihlal ettiğini savundu.
Yarkın applied to the Interuniversity Council (ÜAK) in 2018 for the equivalency of her doctoral thesis, which she completed at Binghamton University in the United States in 2017.
Mahkeme, Almanya’da Hamburg Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak çalışan Yarkın hakkında yakalama emrinin devamına, Almanya’daki adresin bildirilmesi halinde kararın yeniden değerlendirilmesine ve duruşmanın 14 Ocak 2027’ye ertelenmesine karar verdi.
Yarkın states that she received no response to her application for two years, and that her petitions written in her name also went unanswered.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’nın ihbar yazısı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, suçlamaya konu edilen ifadeler arasında Yarkın’ın Ermeni Soykırımı ve soykırımın inkârı üzerine yaptığı akademik analizler de yer alıyor.
She learned that her application had been rejected only through a petition submitted by her lawyer.
Ermeni Soykırımı ifadesi de gerekçe gösterildi Yarkın, 2017’de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Binghamton Üniversitesi’nde tamamladığı doktora tezinin denklik işlemleri için 2018 yılında Üniversitelerarası Kurul’a (ÜAK) başvurdu.
The equivalency application was rejected in 2020 on the grounds that the thesis contained propaganda for a terrorist organization and included expressions such as "Dersim Genocide," "Armenian Genocide," "massacres against non-Muslims," and "the colonial policies of the AKP Government in the region."
Başvurusuna iki yıl boyunca yanıt alamadığını söyleyen Yarkın, bu süreçte kendi adına yazdığı dilekçelere de yanıt verilmediğini, başvurusunun reddedildiğini ise avukatının verdiği dilekçeyle birlikte öğrendiğini belirtiyor.
Güllistan Yarkın.
Denklik başvurusu, 2020 yılında, tezde terör örgütü propagandası yapıldığı ve “Dersim Soykırımı”, “Ermeni soykırımı”, “gayrimüslimlere karşı katliam” ve “AKP Hükümeti’nin bölgedeki sömürge politikaları” gibi ifadelerin yer aldığı gerekçeleriyle reddedildi.
The Interuniversity Council (ÜAK) deemed the thesis "terrorist propaganda," but the prosecutor's office dismissed the case.
Güllistan Yarkın.
The ÜAK's decision claimed that the statements in the thesis concerning the PKK, listed one by one, could constitute a crime under Article 301 of the Turkish Penal Code and amounted to propaganda for a terrorist organization.
ÜAK “terör propagandası” dedi, savcılık takipsizlik verdi ÜAK’ın kararında, tezde PKK ile ilgili yer alan ve tek tek sıralanan ifadelerin TCK 301 kapsamında suç oluşturabileceği ve terör örgütü propagandası niteliği taşıdığı ileri sürüldü.
The decision also stated that "propaganda for a terrorist organization was carried out."
Kararda ayrıca “terör örgütünün propagandasının yapıldığı” belirtildi.
The ÜAK notified the prosecutor's office of Yarkın's thesis.
ÜAK, Yarkın’ın tezini savcılığa bildirdi.
Following the investigation, the Ankara Chief Public Prosecutor's Office prepared an indictment against Yarkın under Article 301 of the Turkish Penal Code on August 17, 2026.
Soruşturmanın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Ağustos 2026’da Yarkın hakkında TCK 301 kapsamında iddianame hazırladı.
However, the prosecutor's office issued a decision of non-prosecution regarding the charge of terrorist propaganda.
Savcılık, terör propagandası suçlaması yönünden ise takipsizlik kararı verdi.
29 passages quoted: The six-page indictment prepared by the Ankara Chief Public Prosecutor's Office Press Crimes Investigation Bureau directly quoted and listed 29 passages from Yarkın's thesis that were used as evidence for the accusation.
29 pasaj alıntılandı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan altı sayfalık iddianamede, Yarkın’ın tezinden suç isnadına dayanak gösterilen 29 pasaj doğrudan alıntılanarak tek tek sıralandı.
Four of these passages relate to the Armenian Genocide and historical violence against Armenians.
Bu pasajların dördü, Ermeni Soykırımı ve Ermenilere yönelik tarihsel şiddete ilişkin.
The statements in the English thesis were translated into Turkish and included in the indictment.
İngilizce yazılan tezdeki ifadeler iddianamede Türkçeye çevrilerek yer aldı.
According to the indictment, some of the statements in Yarkın's doctoral thesis that are cited as grounds for the charges are as follows: - "The war process between 1914 and 1918 and the extraordinary circumstances it created gave the Committee of Union and Progress the opportunity to implement ethnic cleansing and genocide policies against Armenians."
İddianameye göre, Yarkın’ın doktora tezinde yer alan ve suçlamaya gerekçe gösterilen ifadelerden bazıları şöyle: - "1914 - 1918 arasındaki savaş süreci ve bunun ortaya çıkardığı olağanüstü şartlar, İttihat ve Terakki'ye Ermenilere karşı etnik temizlik ve soykırım politikaları uygulama fırsatı verdi.”
- "In 1915, during the First World War, using telegraph lines, the Committee of Union and Progress ordered state forces to massacre and deport all Armenians living in the Ottoman Empire, and in parallel with these orders, more than one million Armenians living in Ottoman territories faced genocide (...)"
- "1915 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında, telgraf hatlarını kullanarak İttihat ve Terakki Cemiyeti, devlet kuvvetlerine Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan tüm Ermenilerin katliamını ve sınır dışı edilmelerini emretti ve bu emirlere paralel olarak Osmanlı topraklarında yaşayan bir milyondan fazla Ermeni soykırımla karşılaştı(...)"
- "The Turkish state aimed to integrate or exclude every ethnic group living within the borders of the Republic of Turkey into its national-racial project in different ways."
-"Türk devleti, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan her etnik grubu ulusal- ırksal projesine farklı biçimlerde entegre etmeyi veya dışlamayı amaçlamıştır."
- "The colonization of Northern Kurdistan, the existence of Kurds, Kurdistan, the Kurdish language, and the Armenian Genocide were explicitly denied."
-"Kuzey Kürdistan'ın sömürgeleştirilmesi, Kürtlerin varlığı, Kürdistan, Kürt dili ve Ermeni Soykırımı açıkça reddedildi."
- Non-Muslim groups in the country; The statement, "Despite having citizenship and minority rights, in the early years of the Republic, they were subjected to racism, dispossession, or assimilation," was cited as grounds for the accusation.
-Ülkedeki gayrimüslim gruplar; vatandaşlık ve azınlık hakları olmasına rağmen, Cumhuriyet'in ilk yıllarında, ırkçılık, mülksüzleştirme veya asimilasyona maruz kalmıştır” ifadeleri suçlamaya gerekçe gösterildi.
"The state wants to control the knowledge production process," Yarkın told Agos, stating that her thesis is primarily a sociological neighborhood study, investigating how racism against Kurds manifests in daily life in a working-class district of Istanbul and how Kurds cope with it.
“Devlet bilgi üretim sürecini kontrol etmek istiyor” Agos’a konuşan Yarkın, tezinin esas olarak sosyolojik bir mahalle çalışması olduğunu belirterek, İstanbul’daki bir işçi sınıfı ilçesinde Kürtlere karşı günlük yaşamda ırkçılığın nasıl ortaya çıktığını ve Kürtlerin bununla nasıl baş ettiğini araştırdığını söyledi.
She also mentioned that her thesis includes a historical section, tracing the analysis of racism against Kurds back to the Ottoman period.
Tezinin tarihsel bir bölümünün de bulunduğunu aktaran Yarkın, Kürtlere karşı ırkçılığın tarihsel çözümlemesini yapmak için konuyu Osmanlı dönemine kadar götürdüğünü ifade etti.
Yarkın stated that her thesis addresses the Armenian Genocide as a genocide, adding, "Another academic might say, 'You can't define this as genocide.'
Tezinde Ermeni Soykırımı’nı, soykırım olarak ele aldığını belirten Yarkın, “Başka bir akademisyen de diyebilir ki ‘Sen bunu soykırım olarak tanımlayamazsın.’
Another might say, 'It didn't happen,' and they can say that academically."
Başkası da ‘Yapılmadı’ diyebilir, bunu akademik olarak söyleyebilir.
The issue here is this: the state is interfering,” he said.
Buradaki mesele şu: Devlet buraya müdahil oluyor” ifadelerini kullandı.
Yarkın stated that the state wants to control the knowledge production process and ensure that knowledge is produced within the framework of its own official ideology, adding, “Because it wants the knowledge production process to be developed under state control, it subjects it to a process of judgment and punishment.”
Devletin bilgi üretim sürecini kontrol etmek ve bilginin kendi istediği resmi ideoloji çerçevesinde üretilmesini istediğini belirten Yarkın, “Bilgi üretim sürecinin devlet kontrolünde geliştirilmesini istediği için bunu yargılama ve cezalandırma sürecine tabi tutuyor” dedi.
He also said that the state does not want information produced in universities about Armenians, Kurds, and crimes committed in the past to be the subject of academic discussion.
Ayrıca üniversitelerde Ermeniler, Kürtler ve devletin geçmişte işlediği suçlar hakkında üretilen bilgilerin akademik tartışma konusu yapılmasının istenmediğini söyledi.
Yarkın stated, “This shows that they absolutely do not want the Armenian Genocide issue to be discussed within the Turkish university system, to be discussed as a genocide.
Yarkın, “Ermeni Soykırımı meselesinin Türkiye üniversite sistemi içerisinde tartışılmasını, soykırım olarak tartışılmasını kesinlikle istemediklerini gösteriyor.
So this issue is not only related to the Kurdish issue, but it is also very important for Armenian studies.”
Yani bu mesele sadece Kürt meselesiyle ilgili değil, Ermeni çalışmaları açısından da çok önemli” dedi.
He also stated that what is happening is a serious problem in terms of academic freedoms, saying, “This is a scandal in terms of academic freedoms.
Ayrıca yaşananların akademik özgürlükler açısından ciddi bir sorun olduğunu belirterek, “Akademik özgürlükler açısından bu bir skandal.
Here, a university institution reports a thesis as terrorist propaganda, the prosecutor investigates, but ultimately decides that there is no terrorist propaganda and dismisses the case.
Burada söz konusu olan bir üniversite kurumu, yazılan bir tezi terör propagandası suçlamasıyla ihbar ediyor, savcılık soruşturuyor ama sonunda terör propagandası olmadığına karar verip takipsizlik veriyor.
Despite this, this process is happening.”
Buna rağmen bu süreç yaşanıyor.
"That's the main issue," she said.
Asıl mesele de bu” ifadelerini kullandı.
Yarkın, who had previously been acquitted under Article 301, was also tried under the Turkish Penal Code (TCK) before.
Daha önce 301’den beraat etmişti Yarkın, daha önce de TCK 301 kapsamında yargılandı.
A lawsuit was filed against the Human Rights Association (İHD) Co-Chair, lawyer Eren Keskin, and İHD Commission Against Racism and Discrimination member Güllistan Yarkın for using the term "genocide" during a 24 April Armenian Genocide commemoration organized by İHD in 2021.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2021 yılında düzenlediği 24 Nisan Ermeni Soykırımı anmasında soykırım ifadesini kullandıkları gerekçesiyle İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin ve İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi Güllistan Yarkın hakkında dava açılmış, dava Yarkın ve Keskin’in beraatıyla sonuçlanmıştı.
The case resulted in the acquittal of Yarkın and Keskin.
Şu anda Almanya’da Hamburg Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak çalışan Yarkın’ın TCK 301 kapsamında yargılanacağı ikinci dava, 6 Ekim’de Ankara 92.
Yarkın, currently working as a visiting researcher at Hamburg University in Germany, faced a second trial under TCK 301 on October 6th at the Ankara 92nd Criminal Court of First Instance.
Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Courts have previously ruled: It's not a crime.
Mahkemeler daha önce karar vermişti: Suç değil Türkiye mahkemelerinde daha önce Ermeni soykırımı tanımının suç olmadığına karar veren emsaller bulunuyor.
There are precedents in Turkish courts that have ruled that using the term "Armenian genocide" is not a crime.
Örneğin 2 Temmuz 2024 tarihinde, gazeteciler Haluk Kalafat ile Elif Akgül, bianet’te 2015, 2018 ve 2019’da yayımlanan altı haberden dolayı, “Türk milletini alenen aşağılama (TCK 301/1)” suçlamasıyla yargılandıkları davada beraat etmişti.
For example, on July 2, 2024, journalists Haluk Kalafat and Elif Akgül were acquitted for their articles published on bianet in 2015, 2018, and...
2018’de İnsan Hakları Derneği’nin 24 Nisan’da izin verilmeyen basın açıklamasında Ermeni soykırımından bahseden pankartlar taşıdıkları için derneğin üç üyesi gözaltına alındı.
In 2019, they were acquitted in a case where they were tried for "publicly insulting the Turkish nation (Turkish Penal Code 301/1)" due to six news articles published that year.
Savcılık kovuşturmaya yer olmadığı kararı verip ‘soykırım’ kelimesinin düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.
In 2018, three members of the Human Rights Association were detained for carrying banners mentioning the Armenian genocide during a press conference on April 24th that was not permitted.
Bir başka örnek.
The prosecutor's office decided not to prosecute, stating that the word "genocide" should be considered within the scope of freedom of thought.
Diyarbakır Barosu 24 Nisan 2017 tarihinde ’24 Nisan/Büyük Felaket: Ermeni Halkının Acısını Paylaşıyoruz’ ve 24 Nisan 2018 tarihinde ‘Ermeni Halkının Dinmeyen Acısını Paylaşıyoruz’ başlıkları basın açıklamaları yaptı.
Another example: The Diyarbakır Bar Association issued press releases on April 24, 2017, titled "April 24th/The Great Catastrophe: We Share the Pain of the Armenian People" and on April 24, 2018, titled "We Share the Unending Pain of the Armenian People."
Açıklamalarda soykırım ifadesini kullanıldığı için dönemin baro başkanı Ahmet Özmen ve sonraki baro başkanı Nahit Eren’in de aralarında bulunduğu 10 baro yönetim kurulu üyesi hakkında dava açıldı.
Because the term "genocide" was used in these statements, a lawsuit was filed against 10 members of the bar association's board of directors, including the then-president Ahmet Özmen and the subsequent president Nahit Eren.
Savunmaların ardından mahkeme, suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi.
After the defenses, the court ruled that the legal elements of the crime were not present.
Diyarbakır Barosu’na daha önce de yaptığı Ermeni soykırımı açıklamaları nedeniyle dava açılmış, beraat kararları çıkmıştı.
The court acquitted all defendants on this ground.
The Diyarbakır Bar Association had previously faced lawsuits for its statements regarding the Armenian genocide, and had also received acquittals.
Comments
No comments yet — be the first to comment.
More from Agos
On the Threshold: Visibility, Labor, and Belonging
Agos / 12 hours ago

The 2026 Nobel Prize in Literature will be awarded to Anne Carson.
Agos / 19 hours ago

"I couldn't find any criminal element in the post I made."
Agos / 20 hours ago

Muammer Karaca is back with the audience: Theatre Festival begins.
Agos / 20 hours ago
Related coverage
No related coverage from other sources yet.